Uyumak İstemeyen Zürafa

surekli-uyumak-isteyen-zurafaBir varmış bir yokmuş. Bir zürafa varmış. Boyu o kadar uzun, o kadar uzunmuş ki, karnı acıktığı zaman ağaçların en yüksek dallarındaki yaprakları rahatlıkla yiyebiliyormuş. Bir gün yine karnı acıkmış. Önüne ilk çıkan ağacın yapraklarını şapur şupur yemeye başlamış…

Ama birden, incecik kızgın bir ses duymuş. “Heey,dur bakalım canavar! Evimin bahçesini neden yoluyorsun?” Zürafa bakmış, minicik bir kuş. “Ben canavar değilim ki!” demiş kuşa.”Yavru bir zürafayım. Hem sonra evinin bahçesini yolduğumda yok. Yalnızca karnımı doyuruyorum.” “Ama yediğin bütün yapraklar benim evimin bahçesi… Neredeyse yuvamı da kocaman ağzına alıp yutacaktın,” demiş kuş. Zürafa çok üzülmüş. “Burada yuvan olduğunu bilmiyordum. Öyleyse ben de başka bir ağacın yapraklarını yerim.” Ama ya başka ağaçta da, başka bir kuşun yuvası varsa?.. Kuş ona yardım etmeyi önermiş. “İstersen ben önden uçup bakayım. Eğer yaprakların arasında gizlenmiş bir yuva varsa sana haber veririm.” Böylece kuş ve zürafa arkadaş olmuşlar. Okumaya devam et Uyumak İstemeyen Zürafa

Ürkek Tavşan İle Kurbağalar

urkek-tavsanOrmanların en korkak hayvanı tavşanmış. Yaprak kımıldasa hemen saklanacak yer ararmış. Ona bu kadar korkak olmaması gerektiğini söylüyorlarmış ama bu sözde pek işe yaramıyormuş. Kendisinden çok daha küçük hayvanların ormanda korkusuzca gezdiğini gören tavşan korkaklığına daha bir üzülürmüş.

Bir gün tavşan ormanda gezintiye çıkmış. Tabii buna gezinti denirse. Korka korka, saklana saklana yüreği ağzına gelerek yürüyormuş ormanda. Tam gölün kıyısına geldiğinde vwırrrakk wırraaakkk diye bağırarak suya atlayan kurbağalar görmüş. Buna çok şaşırmış. Okumaya devam et Ürkek Tavşan İle Kurbağalar

Habil ile Kabil

habil ile kabilHabil ile Kabil,Adem ile Havva’nın Cennet Bahçesi’nden kovulmalarından sonra dünyaya gelen oğullarıydı.Büyük oğul Kabil, Tevrat’a göre, doğrudan Tanrı’nın elinden çıkmayıp insandan doğan ilk kişiydi. Habil koyun güden bir çobanken, Kabil toprağı işleyen bir çiftçiydi.

Bir gün Tanrı,Habil ile Kabil’den kendisi için bir adakta bulunmalarını ister. Habil, Tanrı’yı mutlu edebilmek için ne tür bir şey adayacağına kafa yorar. En değerli koyunlarından birini kurban etmeye karar verir. Kabil’se kendine en az gereken şeyi düşünür ve Tanrı’ya biraz meyveyle tahıl sunar. Tanrı açık bir şekilde Habil’in adağını kabul eder.

Kabil,kardeşini kıskanarak onu derhal öldürür.Tanrı,Habil’e bakmak için gelip de onu bulamayınca nerede olduğunu Kabil’e sorar. Kabil,’’Bilmiyorum,Ben kardeşimin bekçisi miyim?’’ diye yanıt verir (Yaratılış 4:9). Okumaya devam et Habil ile Kabil

Güneş Sistemi

gunes sistemiHiç kimse gerçekte kaç tane gezegen olduğunu bilmiyor çünkü bir gezegenin ne olduğuna dair kesin bir bilimsel tanım yok.Tüm astronomlar,dört kayasal gezegenle,yani Merkür,Venüs,Dünya ve Mars ile gaz devleri Jüpiter,Satürn,Uranüs ve Neptün’ün bu sınıfa sokulmasında hem fikirdirler.Buz ve kayalardan oluşan Plüton’u ‘’cüce gezegen’’ olarak tekrar sınıflandırmışladır.

Plüton,Ay’ın üçte ikisi kadardır ve Güneş’in etrafında dönüşü iki yüz kırk sekiz sürer.Bu küçük buz kütlesi,diğer sekiz gezegenden başka bir düzlemde ve tuhaf bir eliptik yörüngede yol alır.Soğukluğu,diğer gezegenlere olan mesafesi ve Güneş etrafında izlediği eğri yörünge,birçok bilim insanına Plüton’un aslında güneş sisteminin etrafını saran bölgede,irili ufaklı donmuş cisimlerin yığıldığı Kuiper Kuşağı’nda bir kuyrukluyıldız olduğunu düşündürmektedir. Okumaya devam et Güneş Sistemi

Platon

platonPlaton (MÖ 427-347) V.yüzyıl Atina’sında zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Onun mevkisindeki genç bir Atinalıdan siyasetle uğraşması beklenirdi;ama Platon bunun yerine hocası Sokrates’in (MÖ 470-399) izinden giderek filozof oldu.

Platon’un felsefi yazıları,iki veya daha fazla karakterin felsefi bir sorunu tartıştığı diyaloglardan oluşur.Diyalogların çoğunda ana karakter Sokrates’tir. Platon’un diyaloglarda hiç konuşmamasından dolayı araştırmacılar şu soruyla karşılaşırlar: Platon’un Sokrates’in ağzından dile getirdiğinin acaba ne kadarı sadece Sokrates’ten aktardığıydı? Birçok bilgin Platon’un erken dönem diyaloglarının,Sokrates’in öğretilerinin tarihsel olarak titiz bir özeti olduğuna inanır.Sokrates’in sonraları Platon’un kendi amaçları için edebi bir karakter haline geldiğine inanmışlardır. Okumaya devam et Platon

Grinin Elli Tonu Kitabı

grinin elli tonuRomantik,özgün ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı bir kitap karşınızda.. Bu roman sizin bütün dengelerinizi sarsacak ve sizi ele geçirip ebediyen sizden ayrılmayacaktır..

Başarılı bir Edebiyat öğrencisi olan Ana Steele, genç girişimci bir röportaj için Christian Grey’e gittiğinde son derece çekici, zeki ve bir o kadarda sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli gelen doğasına karşılık yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekası ve özgür ruhuna direnemeyen Grey’de onu ister ancak şartları vardır.. Bu şartlar ise bazı sırları ortaya dökecektir. Öğrenciliği unutan Ana, Girişimci Grey’e de herşeyi unutturur.

Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şriketleri, uçsuz bucaksız servetinin yanında sevgili dolu bir ailesi vardır.. Grey ise şehvete esir olmuş ve hükümete karşı hırslı bir adamdır. Büyük hedefleri vardır ve hükümet bu hedeflerini engeller niteliktedir.. Bu yüzden hükümet ile savaş savaşa giden bir adam da diyebiliriz. Okumaya devam et Grinin Elli Tonu Kitabı

Hükümdar – Mustafa Çevik

hükümdar kitabıHükümdar kitabı, Orta Asya’da dağınık bir hayat yaşan Türk boylarınının tek bir bayrak altında toplanmasını anlatan destansı öyküdür..

Türk boylarının kendilerine lider olarak seçtikleri Kara Han gittikçe zalimleşerek bu fırsatı kendi çıkarları için kullanmaya başlamıştır. Oğlu Oğuz bu haksızlığa dayanamaz ve babasına karşı bir mücadeleye girişir. Çevresindekilerden destek alsa da Oğuz, en büyük gücünü her zaman inandığı Gök Tanrıdan almaktadır. Yerin ve Göğün birleştirici gücü olan Oğuz, Tanrı’dan aldığı kut sayesinde Türk milletinin kaderinde büyük değişiklikler yapacaktır.

Türk milletinin destansı tarihi içinde büyük bir yer tutan Oğuz Kağan, Hükümdar’da tek bir bayrağın, tek bir hedefin peşinden giden, binlerce kişiyi ardına katan hakimiyetin idaresidir.

Bu kitapta inancın yanında unutulmaz bir kahramanlık ruhunu okuyacak; aşk, ihanet ve sabrın sınırlarına herşeyiyle tanıklık edebileceksiniz. Okumaya devam et Hükümdar – Mustafa Çevik

Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

yedinci günÇizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayallere dönüştüğü bir hikaye..

Bu kitapta çok değişim görmeniz mümkün. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikayelerin düşlere dönüşümü.. Erdemlerin yanında günahlarında yer aldığı bir dünya göreceksiniz. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yönleri, bir hikayenin başlangıcı ile birkez daha hatırlanmış olacak..

İhsan Oktay Anar, yeni kitabında okuyucuları bir kez daha şaşırtmakla beraber gerçekten işinin erbabı olduğunu sizlere birkez daha kanıtlayacaktır. Dünyanın kapısından girdiğinizde aşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişamına teslim olmadan yola nasıl devam edilir okuyuculara bunları anlatacak.. Okumaya devam et Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

Türkiye’nin Yakın Tarihi – İlber Ortaylı

63229-Turkiyenin-Yakin-TarihiTürkiye’de Osmanlı tarihi hakkında bilgiler edinen uzmanlardan biri olan İlber Ortaylı bu sefer kalemini Türkiye’nin yakın tarihine çeviriyor.

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar Türkiyenin geçirdiği evrimler, darbeler, farklı devirleri, Anayasa tarihimizden darbelere, tek parti devrinden Avrupa Birliği girişimlerimize, Ortadoğu’da yeni bir misyon edinen Türkiye’den mirasına sahip çıkmayan yeni nesil gençliğe kadar İlber Ortaylı Cumhuriyet’in ilk 90 yılını bizlere anlatıyor.. Geçmişle geleceği aynı sanıp bir arada düşünmek tartışmak. Aslında bu tartışma farklı açıdan ve farklı yollarla yapılsa da her kişinin alışkanlıklarından biridir.

Türkiye’nin Yakın Tarihi, bu tartışmanın bir unsuru ve 20.yüzyıl tarihimiz için genel bir giriş. Okumaya devam et Türkiye’nin Yakın Tarihi – İlber Ortaylı

Zift lekesi nasıl çıkartılır ?

Bu yazımızda başlıkta da belirttiğim gibi “Zift lekesi nasıl çıkartılır ?” sorusuna cevap vereceğiz. Özellikle sanayi gibi yerlerde çalışıyorsanı veya eşiniz,oğlunuz veyahut bir yakınınız çalışıyorsa bu konu onlar için büyük bir çözüm niteliğinde olacak.

Zift lekesi çamur lekesi veya çikolata lekesinden daha farklı bir lekedir. Çıkması çok zorlar ama biz bunu dahada kolaylaştıracağız. “Nasıl ?” sorarsanız eğer şöyle ;

Lekenin üzerine vazelini sürün. 1 saat kadar bekletin. Sonra karbon tetraklorid ile silin. Ve ya kurumuş lekeyi bıçağın sırtıyla kazıyınız sonra ise ayçiçeği yağı ve sirke karışımını lekeli yere sürüp bir gün kadar bekletin. Ertesi gün ılık su ve deterjanla yıkayın.. Okumaya devam et Zift lekesi nasıl çıkartılır ?