Bir zamanlar 2 tane kurbağa varmış evin birinde. Ev sahibinin mutfağa krema tenekesi koymasıyla bu kurbağalar merak içinde tenekeye doğru yaklaşmışlar. Biri dayanamayıp girmiş içine, diğeride birşey olmuyor diye ardından girmiş. Bir süre oynadıktan sonra birden tenekenin kenarlarının çok sivri olduğunu farketmiş kurbağalar.
Farkettikten sonra kurbağanın biri yakınıp dövünmeye başlamış. Öleceğiz, mahvolduk gibi kelimeler diyip duruyormuş diğer kurbağa ise sadece düşünüyormuş. Bir saat sonra kurbağalar iyice yorulmuşlar ve dibe doğru batmaya başlamışlar, yakınıp dövünen kurbağa yine başlamış mahvolduk öleceğiz, batıyoruz işte demeye. Diğer kurbağa bir kenardan bir kenara yüzmeye devam etmiş. Bir süre sonra yüzen kurbağa yüzdüğü yerlerde bir farklılık olduğunu farkedince azimle devam etmiş. Devamını Oku
Uzaklardaki ülkenin ormanında çok iyi kalpli bir zürafa yaşıyormuş. Zürafanın adı ise Mercanmış, mercan herkeze iyilik yaparmış ve çok severmiş iyilik yapmayı. Günler geçmiş yürürken ormanda bir gergedana rastlamış, gergedanla koyulmuşlar koyu bir muhabbete, sohbetin sonunda zürafa evine davet etmiş gergedanı, gergedanında hiç arkadaşı yokmuş. Gergedan hemen daveti kabul edip evine gitmiş zürafanın ve o gece orada kalmış. Gergedan mercan’a defalarca nasıl yardım edebileceğini sormuşsada mercan hep ben yardım ederim diyerek geri çevirmiş Gergedana.
Birgün yine sabah erkenden kalkmış mercan ama kendini çok halsiz ve hasta hissediyormuş. O kadar hasta olmuş ki evin diğer köşesindeki ilaçlarını bile alamıyormuş. Gergedan o gün yine ziyarete gelmiş mercanı, ne kadar kapıyı çalsada açan yokmuş. Devamını Oku
Uzaklarda bulunan bir ülkenin birinde bir ormancı yaşarmış. Bu ormancı her gün ormana gidip evine yakacak birşeyler toplarmış. Her gittiğinde bir hayvana da yardım edermiş. Bir gün yine çıkmış ormancı, ormanda yürürken bir ayıyı belinden sararak sıkıştıran bir boğa yılanını görüvermiş. Hemen ayıya yardım etmek için koşmuş ve oracıkta kılınçını çekip yılanı ikiye bölmüş. Ayı da ormancının sayesinde ölmekten kurtulmuş.
Ormancı, ayıyı kurtardıktan sonra yürümeye devam etmiş ama ayı avcının peşini bırakmamış. Ayının niyeti ormancı ile dost olmakmış. Ormancı, ayının peşini bırakması için ne kadar ugraşsada ayı bırakmamış peşini ve evine kadar ormancıyı takip etmiş ve beklemiş. Devamını Oku

Ken Grimwood‘un çıkarmış olduğu, kısa zamanda büyük beğeni alan, en çok okunan ve beğenilen kitapları arasında yükselen eserinden bahsedicez. Bu merak ettiğiniz eserin adı Sil Baştan, kitabın isminden de belli olduğu gibi sürükleyici bir içerige sahip. Kitap sizlere şu soruyu soruyor: Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız, ne yapardınız?.
Kitabın kahramanı olan Jeff Winston bu şansı birkaç kez elde ettiği halde hayatta sıkışıp kalmıştır. Jeff Winston hayatta hiç beklemediği anda ölür ve tekrar hayata gözlerini açar, takvime baktığında ise 1963 yılını göstermektedir. Devamını Oku
In olden times when wishing still helped one, there lived a king whose daughters were all beautiful, but the youngest was so beautiful that the sun itself, which has seen so much, was astonished whenever it shone in her face.
Close by the king’s castle lay a great dark forest, and under an old lime-tree in the forest was a well, and when the day was very warm, the king’s child went out into the forest and sat down by the side of the cool fountain, and when she was bored she took a golden ball, and threw it up on high and caught it, and this ball was her favorite plaything. Devamını Oku
Once upon a time… a carpenter, picked up a strange lump of wood one day while mending a table. When he began to chip it, the wood started to moan. This frightened the carpenter and he decided to get rid of it at once, so he gave it to a friend called Geppetto, who wanted to make a puppet. Geppetto, a cobbler, took his lump of wood home, thinking about the name he would give his puppet.
“I’ll call him Pinocchio,” he told himself. “It’s a lucky name.” Back in his humble basement home and workshop, Geppetto started to carve the wood. Devamını Oku

Atmacalar, gündüzleri avlanan yırtıcı kuş türleridir. Kanatları kısa ve geniş, bacakları ve kuyrukları diğer kuşlardan uzundur. Accipiter cinsinin üyesi olan atmaca, dünyanın her yerinde bulunabilir. Büyük ağaçlara, dallardan oluşmuş güvenli bir yuva yaparlar. Dişi, kahverengi lekeli beyaz yumurtalarının üzerinde dört ile beş hafta kuluçkaya yatar. Yavruları beş ya da altı hafta sonra tüylenir. Koyu kurşuni ve kahverengi tüylü olup, göğsü beyaz kahverengi çizgilidir. Kısa, yuvarlanmış kanatlı, yelpaze gibi açılan uzun kuyruklu olduğundan ağaçlar arasında rahatlıkla manevra yaparak avını takip eder. kıvrık, kısa gagalı olup, ince, uzun, yırtıcı pençeleri ile fare, kuş ve sincapları kapar. Bodur ağaçlıklı ormanlarda barınır. çit ve yol kenarlarında gündüz avlanır. Ağaçlar üstünde yuva kurar. Yuvasının içini saç, kıl ve kök püskülleri ile döşer. Senede 3-5 yumurta yumurtlar. Erkeği dişisinden küçüktür. Eşlerin her ikisi de yavrularına yiyecek taşırlar. Türkiye’de yaşayanları, kış mevsiminde kuzey afrika ve hindistan’a göç ederler. Devamını Oku
İsmi: Alparslan Türkeş
Doğum Tarihi: 25 Kasım 1917 Ölüm Tarihi: 04 Nisan 1997
Doğum Yeri: Lefkoşa, Kıbrıs Ölüm Yeri: Ankara
Mesleği: Siyaset adamı
Türk siyasi tarihinin en tartışmalı liderlerinden biri olan, Başbuğ olarak anılan Türkeş, 30 yılı geçgin siyaset hayatının tümünde milliyetçi bir duruş sergilemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi‘ni kurmuş ve uzun yıllar başkanlığını üstlenmiş ve layıkıyla yapmıştır. Türkeş’in yayınlanmış bir çok kitabı mevcuttur, partisinin prensiplerini anlatan 9 Işık Doktrini kitabının yazarıdır.
25 Kasım 1917 yılında Lefkoşa‘da doğmuş olup, babasının adı Ahmet Hamdi Efendi, annesinin adı ise Fatımatül Zehra Hanım‘dı. Dervişe Türkeş isminde bir de kızkardeşi vardı. Aslen Kayserili olan Türkeş’in büyük dedesi Arif Ağa, Kayseri‘nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşgerli köyündendi ve Koyunoğlu ailesiyle bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girdiği için Sultan Abdülaziz‘in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilmişti. Devamını Oku
Yıllar önce küçük bir çocuk, evlerinin önünden geçen baloncunun arkasına takılmış ve takip etmeye başlamış. Baloncu nereye gitse arkasından gidiyor nerede dursa oda orada duruyormuş. Çok merak ettiği birşey varmış. Bizim eve bile sığmaz dediği balonlar adamı nasıl ayağa kaldırmıyordu. Bir ara adamın kendisini farkettiğini görünce cesaretini toplayarak yanına yaklaşmış ve konuşmaya başlamış.
Baloncu amca benim hiç balonum olmadı demiş. Baloncuysa göz ucuyla çocugu süzerek paran varmı diye sormuş. Çocuksa yok ama ilerde olur demiş. Baloncu gülerek o zaman ilerde veririm hiç acelem yok benim demiş ve arkasını dönmüş. Çocuksa gözleri dolmuş birşekilde yürürken baloncunun elindeki ip kaymış ve balonlar ağaca takılmış. Baloncu hemen çocuğa seslenmiş Küçük! diye. Çocuğa balonları kurtarabilirse bir tanesini ona vereceğini söylemiş. Çocuk büyük bir hevesle ağaca tırmanmış. Devamını Oku
Uzak diyarlardaki yeşil ağaçların bulunduğu bir ormanda çiceklerin içinde genç bir peri yaşarmış. Bu peri çiceklerin içinden en çok gülleri severmiş. Bu gülleri öyle yetiştirmiş ki taze ve güzellermiş hepside. Gülleri gören imrenir bu güller kimin acaba diye düşünürmiş. Peri bu hayatından çok memnunmuş ama yinede onu üzen birşey varmış. Güller taze ve güzel oldukları halde eninde sonunda soluyorlarmış ve peride buna çok üzülüyormuş. Peri kendi kendine devamlı ” güllerim hep taze ve güzel kalsa, o zaman hiç mutsuz olmazdım ” dermiş. Devamını Oku
Sihirli Lamba | Masal | Hikaye | Masal Oku | Hikaye Oku |
Sesli Masal | Sesli Masallar | Goruntulu Masallar | Efsane | Biyografi |
Masallar | Kitap Ozetleri
Web Dizayn:
Beyaz |
Alt Yapı: Wordpress |
Sitemap -
RSS
Siz Türkiye'nin moda takipçilerinden misiniz?
Bodrum otelleri - erken rezervasyon 2012