Tufan Efsanesi

Türklerin oluşturmuş olduğu mitoloji bilgilerinde Tufan ile ilgili pek çok mitoloji bilgisi Altay Türkleri’ne dayanan uzun bir maceraları anlatır. Tabi ki uzun zaman önce oldukları için bir kaç çeşitleri birliklerinde gelmiştir. Yazımızın devamını okursanız göreceksiniz ki bu söyleşilerden en sağlamını size sunmaya çalıştık. Altay Tufanı olarak geçen efsaneyi siz değerli ziyaretçilerimizin okumasına sunmak istedik. Altay Tufanı olarak geçen efsane uzun ve gereksiz anılar ve düşünceler ile bölünmesi sebebiyle sizlere özet ve ana mesaj olarak vermek istedik. Hikaye özet olarak şöyle anlatılır;

Sel bütün yeri kapladığında, Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz’in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama’nın Sozun Uul, Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı. Okumaya devam et Tufan Efsanesi

Ay Atam Efsanesi

Çocukların kulaklarına gelen Türk efsaneleri başlı başına çok azdır. Aslında çocuklarımıza bunları anlatmalı ve onlara şimdiden Türk sevgisi ve Türk yürekliliğini aşılamalıyız. Yabancı masallar veya efsaneler türedi son zamanlar da, mutlaka onları da okusunlar tabi ki okumak kötü değil fakat Türk’lerin böyle güzel efsaneleri varken onlara geçmeleri pek uygun değil. Neyse gelelim bugün size yazdığımız Ay Atam efsanesi başlığında ki efsanemize.

Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir. Aybek üd Devâdârî’nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilinden yazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.

Ulug Han Ata Bitigçi’nin içinde Ay-Atam Efsanesi’nin de yer aldığı bir kitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi, Ay-Atam efsanesi’ni Türkçe’den Farça’ya tercüme etmiştir. Bu farça tercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabına aktarmıştır. Okumaya devam et Ay Atam Efsanesi

Kız Kulesi Efsanesi

Kızkulesi Adası, Kubadabad Saltanat Kentinin haremliğiymiş. Ada da çevresi sularla çevrili bir kale ile, birbirinden güzel köşklerin ortasında yüksek bir kule varmış.

İşte bu kölede cariyeleri ile birlikte Selçuklu Sultanının güzeller güzeli biricik kızı yaşarmış .

Sultan, düşünde (başka bir rivayete göre falında) sevgili kızının yılan sokması sonucu öleceğini görmüş. Yaptırdığı ve Kaleye ve içinde kuleye kızını bunun için kapatmış. Öyle ki, kuleye yılan girmesinde diye beton borularla Anasmaslar’dan Adaya su ve süt akıtılmış. (Anılan iki sıra beton boruların kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.) Okumaya devam et Kız Kulesi Efsanesi

Karacaoğlan Efsanesi

Yukarı Karacasu Köyünün sınırları içinde, Karacaoğlan tepesinde, moloz taslarla üçgen seklinde yapılmış bir mezar vardır. Halkın “Karacaoğlan ziyareti” diye adlandırdığı ve adaklar adandığı bu ziyaretin efsanesi şöyledir.

Rivayete göre Karacaoğlan bir ağanın kuzu çobanıdır. Vaktin birinde ağa hacca gider. Yolda giderken cani helva çeker ve “su bizim hanimin helvası olsa da yesem” der. Ağa bunları hac yolunda düşüne dursun, Diger tarafta Karacaoğlan ağanın evine gelip ağanın karısına “ağam helva istedi, yapta götüreyim” der. Okumaya devam et Karacaoğlan Efsanesi

Sarıkız Efsanesi (En meşhur Türk Efsanesi)

Genç dağlar gurubunda olan, Marmara ve Ege bölgelerini birbirinden ayıran Kazdağları’nın en yüksek tepesine Sarıkız Tepesi adı verilmiştir. Bu tepenin adı hakkında pek çok efsane anlatılagelmektedir.

Çok çok eski zamanlarda Güre köyünde çok güzel bir kız varmış. Bu kızı köyün bütün gençleri sever ve evlenmek isterlermiş. Adı Sarıkız olan bu güzel kızın babası ise bin bir zahmetle büyüttüğü kızını, talip olan gençlerin hiç birine vermezmiş. Bunun üzerine gençler Sarıkız’a iftira etmişler. Köylüler de Sarıkız’ın babasına giderek:

“Kızın kötü yola saptı. Ya kızını öldürürsün ya da buralardan çekip gidersin” demişler. Okumaya devam et Sarıkız Efsanesi (En meşhur Türk Efsanesi)

Şahmeran Efsanesi

ŞahmeranMilyonlarca yıl önce, günümüzün Tarsus kenti kenarlarında yerin 7 kat dibindeki mağaralarında yaşan yılanlar varmış. Meran ismi verilen bu yılanlar, çok zeki ve iyi kalpli yılanlarmış. Dostluk, arkadaşlık ve sevgiye çok önem verirlermiş, kendi aralarında ve insanlarla barışık bir hayat sürüyorlarmış. Meran yılanlarının kraliçesi kabul ettikleri Şahmeran isminde eceleri varmış. Çok genç ve çok güzel olan şahmeran ismindeki eceleri hiç yaşlanmıyormuş, eğer ölürse ruhu kızına geçiyormuş.

Geçmişimizden gelen efsanelere göre Şahmeran ile karışalan ilk kişi Camsab adında bir gençmiş. Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab, evinin geçimini arkadaşları ile odun satarak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden kuyunun içindeki bal bitince kuyuda bırakılır. Terk edilen genç cebindeki çakıyı kullanarak burada gördüğü bir deliği genişletir ve daha büyük bir yere geçer. Uyandığında etrafının yılan ve ejderhalarla dolu olduğunu görür. Okumaya devam et Şahmeran Efsanesi

Leyla ile Mecnun

Uzun yıllar önceleri büyük bir kabile reisinin dua ve adaklarıyla doğmuştur Mecnun. Asıl adı Kays’dır. Mecnun gezerken kırlarda Leyla’yı görür ve o anda çok büyük bir aşk doğar. Kırlarda başlayıp gittikçe alevlenen bu aşk, Leyla’nın annesine bir şekilde ulaşır.

Leyla’nın annesi bu haberi duyunca çok sinirlenir ve kızını bir daha dışarıya salmaz.
Mecnun yani asıl adıyla Kays Leyla’yı bir süre göremeyince çok üzülür ve o günden sonra mecnun diye anılır ismi.

Kays yani Mecnun’un babası bu duruma çok üzülür ve Leyla’yı babasından ister. Fakat Leyla’nın babası Kays’a Mecnun oldu diye kızı vermez. Leyla bu duruma dayanamaz ve evden kaçar. Çok aramalardan sonra Mecnun’u çölde yapayalnız bulur. Okumaya devam et Leyla ile Mecnun

Ferhat ile Şirin

Ferhat ile ŞirinUzun yıllar önce büyük bir ülkede Ferhat adında bir genç varmış, persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaşmış. Sultan Mehmene Banu’nun kız kardeşi Şirin için özel yaptırdığı sarayın süslemelerini yaparken görür ve Şirin’e aşık olur. Günler, saatler, dakikalar ve saniyeler geçmez olur o günden sonra, Ferhat dayanamayıp Şirin’i Sultan’dan istemeye karar verir.

Sultan’a haber salarak Şirin’i ister. Sultan kız kardeşini vermek istemez ve Ferhat’ı vazgeçirmek için bir şeyler düşünür. Bir gün yanına çağırır ve Elma Dağı’nı delip saraya su getirmesini şart koşar.

Ferhat, sevdanın verdiği aşkla dağları delmeye başlar. Mehmene Banu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat’ın yanına yaşlı dadısını göndererek, Şirin’in öldüğü haberini ulaştırır. Okumaya devam et Ferhat ile Şirin

Kerem ile Aslı

Uzun yıllar önce yaşanmış bir efsane olan 3 büyük aşktan birisi bildiğimiz gibi Aslı ile Kerem’dir. Kerem’in asıl adı Ahmet Mirza’dır, Islahan Şahının erkek evladıdır. Şah’ın hazinelerinin defterini tutan Ermeni Keşişinin kızı Aslı’dır. Kerem ile Aslı‘nın tanışması çok değişik rivayetlerle anlatılır ve uzundur. Şah, Keşişi yanına çağırtır ve kızını oğluna ister. Keşiş Müslüman olduğu için kızı vermek istemez ama Şah’ı da reddedemez. Şah dan bir süre düşünmek için süre ister ve o süre içinde şehirden sessiz sedasız ayrılır.

Kerem de Aslı’nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem’in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu’yu baştanbaşa gezmesi böylece başlar. Okumaya devam et Kerem ile Aslı

Truva Savaşı Ve Helen

Truva SavaşıParis aslında Truva kralı Priamos’un oğluymuş. Ancak Truva kraliçesi bir gece rüyasında ateş doğurduğunu ve bu ateşin tüm Truva kentini yakıp yıktığını görmüş. Bunun üzerine bu rüya sonrasında kraliçenin doğurduğu bebek, İda Dağı (Kazdağı)’na bırakılmış. Burada bir süre kendisini bulan bir ayı tarafından emzirilmiş. Çoban olarak büyüyen Paris, Afrodit’i en güzel kadın olarak seçmiş.

Bunun üzerine Afrodit de Paris’i, bir başka güzel Helena’ya yöneltmiş. Ancak Paris Helena’yı tanımamaktayken ve şimdiye dek hiç görmemiş iken onu aramaya başlamış. Bu günkü Çanakkale’den yola çıkarak, Yunanistan’da bulunan Spartalıların sitesine doğru gitmiş. Helena o sitenin kralı Menelaos ile evliymiş. Paris Spartalıların sarayında Helena ile ilk karşılaşmasında onun güzelliği karşısında adeta büyülenmiş. Okumaya devam et Truva Savaşı Ve Helen