Grinin Elli Tonu Kitabı

grinin elli tonuRomantik,özgün ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı bir kitap karşınızda.. Bu roman sizin bütün dengelerinizi sarsacak ve sizi ele geçirip ebediyen sizden ayrılmayacaktır..

Başarılı bir Edebiyat öğrencisi olan Ana Steele, genç girişimci bir röportaj için Christian Grey’e gittiğinde son derece çekici, zeki ve bir o kadarda sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli gelen doğasına karşılık yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekası ve özgür ruhuna direnemeyen Grey’de onu ister ancak şartları vardır.. Bu şartlar ise bazı sırları ortaya dökecektir. Öğrenciliği unutan Ana, Girişimci Grey’e de herşeyi unutturur.

Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şriketleri, uçsuz bucaksız servetinin yanında sevgili dolu bir ailesi vardır.. Grey ise şehvete esir olmuş ve hükümete karşı hırslı bir adamdır. Büyük hedefleri vardır ve hükümet bu hedeflerini engeller niteliktedir.. Bu yüzden hükümet ile savaş savaşa giden bir adam da diyebiliriz. Okumaya devam et Grinin Elli Tonu Kitabı

Hükümdar – Mustafa Çevik

hükümdar kitabıHükümdar kitabı, Orta Asya’da dağınık bir hayat yaşan Türk boylarınının tek bir bayrak altında toplanmasını anlatan destansı öyküdür..

Türk boylarının kendilerine lider olarak seçtikleri Kara Han gittikçe zalimleşerek bu fırsatı kendi çıkarları için kullanmaya başlamıştır. Oğlu Oğuz bu haksızlığa dayanamaz ve babasına karşı bir mücadeleye girişir. Çevresindekilerden destek alsa da Oğuz, en büyük gücünü her zaman inandığı Gök Tanrıdan almaktadır. Yerin ve Göğün birleştirici gücü olan Oğuz, Tanrı’dan aldığı kut sayesinde Türk milletinin kaderinde büyük değişiklikler yapacaktır.

Türk milletinin destansı tarihi içinde büyük bir yer tutan Oğuz Kağan, Hükümdar’da tek bir bayrağın, tek bir hedefin peşinden giden, binlerce kişiyi ardına katan hakimiyetin idaresidir.

Bu kitapta inancın yanında unutulmaz bir kahramanlık ruhunu okuyacak; aşk, ihanet ve sabrın sınırlarına herşeyiyle tanıklık edebileceksiniz. Okumaya devam et Hükümdar – Mustafa Çevik

Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

yedinci günÇizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayallere dönüştüğü bir hikaye..

Bu kitapta çok değişim görmeniz mümkün. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikayelerin düşlere dönüşümü.. Erdemlerin yanında günahlarında yer aldığı bir dünya göreceksiniz. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yönleri, bir hikayenin başlangıcı ile birkez daha hatırlanmış olacak..

İhsan Oktay Anar, yeni kitabında okuyucuları bir kez daha şaşırtmakla beraber gerçekten işinin erbabı olduğunu sizlere birkez daha kanıtlayacaktır. Dünyanın kapısından girdiğinizde aşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişamına teslim olmadan yola nasıl devam edilir okuyuculara bunları anlatacak.. Okumaya devam et Yedinci Gün – İhsan Oktay Anar

Türkiye’nin Yakın Tarihi – İlber Ortaylı

63229-Turkiyenin-Yakin-TarihiTürkiye’de Osmanlı tarihi hakkında bilgiler edinen uzmanlardan biri olan İlber Ortaylı bu sefer kalemini Türkiye’nin yakın tarihine çeviriyor.

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar Türkiyenin geçirdiği evrimler, darbeler, farklı devirleri, Anayasa tarihimizden darbelere, tek parti devrinden Avrupa Birliği girişimlerimize, Ortadoğu’da yeni bir misyon edinen Türkiye’den mirasına sahip çıkmayan yeni nesil gençliğe kadar İlber Ortaylı Cumhuriyet’in ilk 90 yılını bizlere anlatıyor.. Geçmişle geleceği aynı sanıp bir arada düşünmek tartışmak. Aslında bu tartışma farklı açıdan ve farklı yollarla yapılsa da her kişinin alışkanlıklarından biridir.

Türkiye’nin Yakın Tarihi, bu tartışmanın bir unsuru ve 20.yüzyıl tarihimiz için genel bir giriş. Okumaya devam et Türkiye’nin Yakın Tarihi – İlber Ortaylı

Aka Dair – skender Pala

Aşk “görme” ile başlar sonucu ise “bakma”dır.. İlk görüşte sevgiyle bağlanırsınız. Kalbiniz düğümlenir her gördüğünüzde erirsiniz. Nihayet aşka dönüşmesinin tek bir amacı vardır; sevilenin yüzüne bakabilmek, o ilk görüşün tadını,heyecanını ve her şeyini derece derece arttırarak kemale erdirebilmektir..

Görmekten bakma’ya yükseltilmesi için aşkın binbir türlü çilesi,firkatı,hicranı,tecellisi vardır. Ve hasrete adanmış elemleri vardır.. Bunların her biri insanı yani aşıkı kabalıklarını giderir,ruhunu arıtır,temizler ve en son noktada doya doya “bakma” eylemi için onu hazırlar ve sevgili huzuruna çıkartır…

Aşkın “bakma”dan sonraki durağı “tapma”dır… Yani sevenin sevilene kul olmasıdır… Okumaya devam et Aka Dair – skender Pala

Nar Ağacı – Nazan Bekiroğlu

Karadeniz’den Marmara’ya ve başka yerlerde geçen muhteşem bir roman.. Balkan savaşlarında başlayıp 1.Dünya savaşına bizleri sokan bir öykü.. Trabzon’da ve Tebriz’de doğup birbirlerine yaklaşan iki hayat ve ondan önce delice hakan sonra iyice durgunlaşan iki ırmak.. Tebriz’in en büyük, en asil halı tüccarının deli kanlı oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci gibi bir kız Zehra..

İki büyük savaşın yeniden şekkilendirdiği hayatlar, mücadeleler ve karşılarında duran kadar.. Farklı inançların aktığı ortak yer, üç ülke ve üç sevda.. Nazan Bekiroğlu’nun mürekkebi büyük bir aşk’ta buluştu.. “Nar Ağacı” bir leyla ile mecnun masalı kadar aşıkları, hayal kadar güzel, hayat kadar gerçekten bir hikayeyi bizlerle buluşturmuş. Okumaya devam et Nar Ağacı – Nazan Bekiroğlu

Barbarlar Beklerken – J. M. Coetzee

Yıllar önce kendisine nobel ödülü verilen J. M. Coetzee’nin 2001 yılında yazmış olduğu Barbarları Beklerken isimli romanı ile bir çok dile çevirilmiş sürümleri Türk diline çevirildikten sonra bilmem kaçıncı baskısı tüm kitapçılara gönderildi ve şimdiden yok satmaya başladı. Sizde biran önce bir tane alıp okumaya başlayın ve sizde arkadaşlarınıza bu güzel kitabı önerin.

Nobel ödüllü yazar J. M. Coetzee bu romanında, uzun yıllar sınır kasabasında yargıçlık yapan bir adamın kendi gözünden son dönemlerindeki iniş-çıkışlarını; hayatı ve kendini sorgulayışını anlatıyor. Bulunduğu kasabanın en kıdemli yetkilisi olması nedeniyle oldukça rahat bir yaşam süren yargıç, son dönemlerini hobileriyle ve “kızlarıyla” asude biçimde geçirirken ansızın karşısına çıkıveren bir barbar kızıyla yaşadığı tanımlanamaz ilişki hayatının seyrini değiştiriverir. Artık dümeni adalet ve vicdan kavramlarına kırar. Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini bildiği halde bu yola baş koymanın garip hazzıyla yaşamaya başlar. Ancak bu onun rahat yaşamının sonu ve dahası, rezil günlerinin başlangıcı olacaktır. Okumaya devam et Barbarlar Beklerken – J. M. Coetzee

Anayurt Oteli – Yusuf Atlgan

Anayurt Oteli isimli roman aslında Türk romanlarının en sadesi ve en okuması güzeli diyebiliriz. Yusuf Atılgan’ın kaçıncı kitabı bilmiyorum ama bu kitaptan sonra hayatında çok şey değişti diyebilirim. Bu kitabın çok satılması ve tanıtımlarda sürekli bu kitaplardan bahsedilmesi yazarın hayatında bir dönüm noktası oluşturdu. Okumayanlar için Anayurt Oteli romanını tavsiye ediyor ve kesinlikle okunması gerekenler listesine yazılması gerektiğini hatırlatıyoruz.

Yusuf Atılgan’ın 1973 de kaleme aldığı romanda karakterler olağanca basit, mekân gözünüzün önüne gelebilecek, romanın geçtiği yerleri daha önce defalarca gördüğünüz izlenimine kapılabileceğiniz kadar nettir.

Zebercet; ailesinden geriye kalan tek varlık olan Anayurt Oteli’ nin hem patronu, hem resepsiyonisti, hem bekçisidir. Sıradanlaşmış hayatının en belirgin özelliği, rutin düzeninin asla şaşmaması ve yalnızlığıdır.

Bir gün otele bir kadın gelir. Yalnız bir gece kalır. Ancak Zebercet’in bütün hayatını bu bir tek gece değiştirecektir.

Romanın dili ilk başlarda biraz sıkıcı gelebilir. Fakat olaylar ilerledikçe kahramanımızın yaptığı akıl almaz işler romanın dilini ağır olmaktan çıkarıyor. Okumaya devam et Anayurt Oteli – Yusuf Atlgan

Dii eytan Amelie Nothomb

Yine yabancı bir yazarın güzel kitaplarından birisi seçilmiş ve bu kitap Türkçe’ye çevrilmiş. Dişi şeytan isimli kitapta bir kadının ne kadar düşman olabileceği konu edinmiş. Aslında kadın ve erkeğin düşmanlığından bahsedilse de bir kadının yine en büyük düşmanı bir kadındır. Bu kitapta yine bu konuyu anlatılıyor, söz konusu edinilen düşmanlıktan sizlerin ne anladığını bilmiyorum fakat kitabı okuyanların en çok bahsettikleri aslında aldatma meselesi.

Bir kadının en büyük düşmanı yine bir kadın mıdır? Ya da kadınların tek dostları kendileri midir? Bu ve bunlar gibi bir kaç klişe soruyu akıllara getirebilecek bir kitap “Dişi Şeytan”. Adından da hissedilebileceği gibi…

Blanche ve Crista aynı yaşlarda iki çocuk-kadındır. Her ikilide olduğu gibi biri güzel, alımlı ve çekici; diğeriyse daha sıradan, kendi halindedir. Başlarda masum bir arkadaşlık gibi görünsede zamanla birbirleri üzerinde iktidar kurma savaşına dönüşen hikâye; beklenmeyen bir finalle noktalanıyor. Daha çok insanların iki yüzlülüklerinin anlatıldığı hikâyede çok da yabancı olmadığınız duyguları yeniden yaşayabileceğinizi söyleyebilirim. Okumaya devam et Dii eytan Amelie Nothomb

Aslnda Ak Yok – Duygu Asena

Son yılların büyük sorunlarını ele alan bu yazar kitabında kadın ve erkeğin birbiriyle eşitliğinden bahsetmiş. Kadına şiddeti konu almış ve bunun yanlış olduğuna dair fikirlerini yazmış. Okunması gerekilen ve yazılan cümlelerin dahi iyi anlaşılması gereken bir kitap sunmuş bizlere. Duygu Asena bu kitap çıkışıyla aslında toplumun sorunlarından birisi olan kadına şiddeti azaltmayı hedeflese bile ne kadar başarılı olacağı tartışılır. O kadar film, dizi ve makaleler paylaşılır iken kamuoyun da bu kitabın hedefine ulaşması sanki zor gibi..

Şimdilerde kadın-erkek eşitliğinden, bekaretten, toplum baskısından ya da törelerden bahsedildiğine sık sık tanık oluyoruz. Ekranlarda, gazetelerde, hatta evlerimizde, kendi içimizde sıklıkla düşündüğümüz veya tartıştığımız konulardır bunlar. Öyle ki kalıplaşmış, sloganlaşmış daha da öteye giderek klişeleşmiş bir çok söylem var artık.

“Aslında Aşk da Yok” Haziran ‘89 da 25. baskısını yapmış, yukarıda bahsini ettiğim söylemlerin çoğunu içinde barındıran bir kitap. O yıllarda sekiz değil de yirmibeş yaşımda olsaydım ve bu kitabı okusaydım belki kitap bana heyecan verebilirdi. “İşte söylenmeyeni söylemeyi başarmış, cesur bir kadın!” diyebilirdim. Ancak şu anda bana sadece bir “günlük” okuduğum izlenimi vermekten öteye geçemedi. Okumaya devam et Aslnda Ak Yok – Duygu Asena