Tembel Köpek ve Soğuk KışGoogle

Masalcı Dede tarafından 26 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Uzun zamanlar önce uzak ülkelerin birinin ufak bir kentinde soğuk bir kış yaşanıyormuş. Bu soğuk kışta herkez evinde sıcacık sobalarının başındayken dışarıda sokakta bir tembel soğuktan donacak derecede üşüyen bir köpek varmış. Bu köpek bir yandan üşüyormuş bir yandan da kendi kendine şöyle mırıldanıyormuş. Devamını Oku

Gürültücü ÇocukGoogle

Masalcı Dede tarafından 22 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Uzun yıllar önce bir mahallede yaşayan bir ailenin gürültücü, haylaz, yaramaz bir çocuğu varmış. Bu çocuk mahallede oyun oynamaya çıktığında herkes içeri kaçar pencereyi kapıyı örtermiş. Çocuğun yaramazlığını ve gürültücü olduğunu herkes bildiği için hiç yakın arkadaşı da yokmuş. Annesi bir  gün bu çocuğu ekmek almaya fırına göndermiş.

Gürültücü doğru fırına gidip bağırmış;

- Bir tane ekmek istiyorum!

Öyle bağırdı ki arabasında uyumakta olan minik bebek ağlamaya başladı. Bebeğin annesi gürültücüye dönerek “Ne düşüncesiz çocuksun ! Biraz yavaş konuşamaz mısın sen?” diye söylendi. Ama bizim gürültücü çocuk hiç akıllanmadı. Eve dönerken başladı gülmeye. Kahkahaları her yeri çınlatıyordu. Devamını Oku

Akıllı ÇobanGoogle

Masalcı Dede tarafından 22 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Geçmiş çağlarda uzak ülkelerin sahibi bir han varmış. Bu han sıradan bir günde tüm halkı bir araya toplamış ve tellallar sayesinde bağıra bağıra konuşmaya başlamış:

- Ey halkım! Size 2 soru soracağım ve sizde 3 gün süre vereceğim bu üç gün içerisinde soruların cevabını bulamayan herkesin kafasını keseceğim demiş ve soruları sormaya başlamış. 1. sorum şu; Doğu ile batı arasında kaç günlük bir yol vardır?
2. sorum ise şu; Allah, şuanda ne yapıyor?

Tabi bütün halk Hanın sözünü dinlemek zorunda yoksa sonunda ölecekler, tüm halk 3 gün boyunca düşünmüş taşınmış ama soruların cevabını bulamamış. Verilen üç gün bittikten sonra cellatlar, halkı sorgu alanına toplamışlar. Fakat, hânın sorularının cevabını hiç kimse bilmiyormuş. Yüce dağın eteklerinde koyun güden bir çoban, ahalinin müşkül hâlini görmüş. Yoldan geçen bir atlıya ne olup bittiğini sormuş. Devamını Oku

Hamamcı Ile KeloğlanGoogle

Masalcı Dede tarafından 21 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Uzun yollar, dağlar ve tepeler ardında bir köy varmış, bu köyde de kel bir oğlan yaşıyormuş. Bu kel çocuğa herkez keloğlan dermiş. Keloğlan ve annesi fakirmiş ama tavukları varmış. Bu tavukların yumurtalarını satarak yaşarlarmış. Bir gün bu tavukların hiç biri yumurtlamamış. Annesi de keloğlana gidip tavuklardan birini yakalayıp satmasını bu para ile de ekmek almasını tembihlemiş. Keloğlan hemen tavuklardan birini yakalayıp pazarda hamamcının birine satmış. Ama hamamcı parayı vermeden yürümeye başlamış. Keloğlanda şaşırıp peşinden yürümeye başlamış. Hamamcı eve girince keloğlanda hemen arkasından eve girip hamamcıyı dinlemeye başlamış. Hamamcı elindeki tavuğu karısına uzatmış ve şöyle demiş Devamını Oku

Ayı ve ArılarGoogle

Masalcı Dede tarafından 13 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Bir ağacın kovuğunda yaşayan arılar varmış. Kovuğun içine yaptıkları petekleri balla dolduruyorlarmış. Bir gün çok güçlü olduğunu düşünen bir ayı, arıların yaptığı balın yerini öğrenmiş. Arıların yanına gitmiş ve:

- Bana yaptığınız baldan verin. Eğer vermezseniz, bu ağacı yıkarım. Balınızı da zorla alırım, demiş.

Arılar ona gülmüşler:

- Hele bir dene, demişler.

Ayı:

- Ben çok güçlüyüm. Sizin gibi ufak hayvanlar bana ne yapabilir ki, demiş ve ağaca doru yaklaşmış. Devamını Oku

Deniz ile RüzgarGoogle

Masalcı Dede tarafından 12 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Bir adamın küçük bir kayığı varmış. Bu kayıkla balık tutmaya gider, parasını böyle kazanırmış. Bir gün denizde giderken şiddetli bir fırtına çıkmış. Fırtına estikçe, deniz köpürmüş. Kocaman dalgalar, adamcağızın kayığını batırmış. Balıkçı kendisini kıyıya zor atmış. Ertesi gün fırtına dinmiş. Balıkçı yine deniz kıyısına gitmiş. Bakmış ki deniz çok sakin. Ne dalga var, ne de deniz köpürüyor.

Sinirli sinirli denizle konuşmuş:

- Ah sen yok musun sen, demiş. Böyle sakin görünürsün. Sonra biz üstünde yüzmeye başladık mı, kayığımızı alır derinlere batırırsın. Devamını Oku

KurbağalarGoogle

Masalcı Dede tarafından 11 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Bir grup kurbağa ormanda dolaşıyormuş. Bu sırada, kurbağalardan biri kocaman bir çukura düşüvermiş. Diğer kurbağalar çukurun derinliğini görünce çok üzülmüşler. Aşağıya seslenmişler:

- Senin için çok üzgünüz, artık oradan kurtulamazsın, demişler.

Yine de kurbağa dışarı çıkmak için zıplamaya başlamış. Yukardaki kurbağalar, aşağıya seslenmeye devam etmişler:

- Oradan çıkamazsın, boşuna ugraşma!

Aşağıdaki kurbağanun zıplamaktan bacakları çok acımış. Fakat asla vazgeçmemiş. Zıplamaya devam etmiş. Devamını Oku

MücevherGoogle

Masalcı Dede tarafından 10 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Padişah bir gün vezirlerini toplamış. İçlerinden birine bir mücevher uzatarak demiş ki:

- Kır bakalım bunu!
- Nasıl kırabilirim, demiş vezir. Bu paha biçilmez bir mücevherdir.

Padişah, sonra mücevheri başka bir vezirine uzatmış:

- Kır bunu, demiş.

İkinci vezir:

- Bu mücevher, demiş, ülkenin yarısı değerindedir. Onu nasıl kırarım? Devamını Oku

Yoksul ÇocuklarGoogle

Masalcı Dede tarafından 9 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

 Bir bilim adamı yoksul bir mahallede yaşayan çocukları ziyaret etmiş. Onların evlerine ve okullarına gitmiş. Gördükleri, bilim adamını çok üzmüş. Çünkü bu çocukların yaşadıkları şartlar çok kötüymüş. Bir kalem alacak parayı bile zor buluyorlarmış. Okulları çok küçük ve eskiymiş. Üstelik iyi ısınamadığı için çok soğukmuş.

Bilim adamı kendi kendine “Ne yazık ki bu çocukların geleceği çok kötü olacak!” demiş. Sonra bu bilgileri not etmiş. Aradan yirmi yıl geçmiş. Bilim adamı, bir gün bu çocukları merak etmiş. “Acaba şimdi ne yapıyorlar? Bunu mutlaka araştırmalıyım.” diye düşünmüş.

Günlerce, o yoksul çocukları aramış. Sonunda hemen hepsini bulmuş. Öğrenmiş ki, hepsi de büyümüş, başka yerlere taşınmışlar. Daha ilginci, bu çocuklar doktor, öğretmen, mühendis, avukat ya da iş adamı olmuşlar. Bilim adamı bu durumdan çok etkilenmiş. Devamını Oku

Bezelye PrensesGoogle

Masalcı Dede tarafından 6 Ocak 2012 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Uzun zaman önce büyük bir krallığın yakışıklı bir prensi varmış, bu prens biran önce bir prenses ile evlenmek istiyormuş. Tüm dünyayı karış karış gezmiş gezmesine ama istediği gibi bir prenses bulamamış. Üzgün bir şekilde ülkesine geri dönen prenses odasına çekilmiş. Gece olmuş şiddetli bir fırtına ile gök gürültüleri başlamış. Sarayın kapısı çalınmış birden hizmetkarlardan biri gidip kapıyı açmış, bir de ne görsün karşısında sırılsıklam ıslanmış bir kız. Hizmetkar bu kızı içeri alınca kim olduğunu sormuş. Kız prenses olduğunu söylemiş. Hizmetkar yukarı çıkıp krala olup bitenleri anlatırken kraliçe de duymuş. Kraliçe içinden ” görelim bakalım gerçekten bir prenses mi ” demiş. Devamını Oku

Copyright © 2010 Sihirli Lamba

Sihirli Lamba | Masal | Hikaye | Masal Oku | Hikaye Oku | Sesli Masal | Sesli Masallar | Goruntulu Masallar | Efsane | Biyografi | Masallar | Kitap Ozetleri
Web Dizayn: Beyaz | Alt Yapı: Wordpress | Sitemap - RSS
Siz Türkiye'nin moda takipçilerinden misiniz?
Bodrum otelleri - erken rezervasyon 2012