Pamuk Prenses

Bir kraliçe ülkenin birinde, kraliyet evinde küçük odada bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden küçük parmağına iğne batmış ve bezin üstüne üç damla kan akmış. Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz, “Çocuğum kız olursa, teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun,” diye geçirmiş içinden.

Bu olaydan kısa süre sonra prenses dünyaya gelmiş. Kızı tıpkı dilediği gibi bir kızmış. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Pamuk Prenses‘in adını koyduntan biraz sonra kraliçe ölmüş. Okumaya devam et Pamuk Prenses

Fareli Köyün Kavalcısı

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken,

Büyük bir ülkede küçücük bir köy varmış. Köy halkı çok mutlu şekilde yaşarlarmış. Yine bir mutlu sabah, köy halkı korkarak dışarıya fırlamış. Yüzlerce fare evlerde, sokaklarda dolaşıyormuş. Mutfakta ve evin her yerinde ne bulurlarsa yiyorlarmış. Köy halkı ne yapacağını şaşırmış. Köyün muhtarından bir çare bulmasını istemişler. Köyün muhtarınında elinden birşey gelmiyormuş. Bu olaydan sonra o köyün adı Fareli köy olarak kalmış. Fareli köyün çocuklarıda, farelerde bıkmışlar. Okumaya devam et Fareli Köyün Kavalcısı

Dünyanın En Güzel Gülü

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yaşlı bir kraliçe varmış. Kraliçe güçlü ve inatçı birisiymiş. Herkes korkarmış ve emirlerinden çıkamazmış. Kraliçe, tüm dünyada yetişen güllerin en güzelini ve en nadidelerini yetiştirirmiş. Ama sarayda, korku ve hüzün kol gezermiş. Çünkü kraliçe çok nadir bir hastalığa yakalanmış, doktorlar ise yakın bir zamanda öleceğini söylüyorlarmış. Sadece bir tane umut var kraliçenin kurtulması için demiş bir doktor. Eğer ki dünyanın en nadide en güzel gülünü getirebilirseniz kraliçemiz yaşar demiş. Okumaya devam et Dünyanın En Güzel Gülü

Adil Paylaşma

 

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde aslan, kurt ve tilki arkadaş olup avlanmaya çıkmışlar. Günün sonunda, bir inek, bir koyun ve bir de tavşan avlayan arkadaşlar avlarını bir mağaraya getirmişler. Aslan kurda dönerek “Hadi bakalım kurt!” demiş. “Avladığımız hayvanları paylaştır da karnımızı bir güzel doyuralım.” Demiş.
Kurt ezile büzüle: “Ey büyük kralım.” Demiş. “Şu ineği siz alın, koyun’u de ben alırım, tavşanı da tilki kardeşe bırakırız.” Demiş.

Aslan birden çok sinirlenmiş ve Okumaya devam et Adil Paylaşma