Kızkulesi Efsanesi

Kızkulesi Marmara’dan vapur ile Istanbul Limanına girmeden Anadolu kıyısına 180 metre yakınlıkta, Marmara denizinin ortasında bulunmaktadır. Geceleri ışık vererek gemilere yol gösteren bu Kulenin çok eski zamanlara uzanan ilgi çekici bir efsanesi vardır.

Bugün Kızkulesi nin bulunduğu adacık, aslında deniz yüzünden çok az yüksekte bulunan bir kayalıktır, o kadar alçaktır ki Boğaziçinin suları bu kayalığı yalayarak marmara ya dökülür diyebiliriz. Boğaziçi nin kilidi durumundaki bu kayalık çok eski devirlerden beri insanların ilgisini üzerine çekmişti. bu arada milattan önce 450-404 yılları arasında yaşamış olan Atinalı General Alkibiyades bu kayalığın üzerinde bugünkü anlamıyla gümrük binası diyebileceğimiz bir bina yaptırmış, gelip geçen gemilerden vergi almaya başlamıştı. gemiler getirdikleri malın onda birini vergi olarak vermek zorunda tutulurdu.

Kızkulesi ni ilk olarak Manuel Komnenos adlı Bizans İmparatoru yaptırdı. milattan sonra 1122-1180 yılları arasında yaşayan imparatorun burada Kule yapmasındaki amaç, Boğaziçi ni gemilere kapatan kalın zincirin bir ucunu sağlam bir yere bağlamaktı. kayalık ile kıyı arasını da duvarla kapatmışlardı. aradan bunca yıl geçmesine rağmen bugün bile bu duvarın sular altındaki kalıntılarına rastlanır. bir söylentiye göre imparator bir suç işleyen kızı Leandra yı da buraya hapsetmişti. bunun için kuleye Kızkulesi adı verilmişti.

Başka bir söylentiye göre de İstanbul u kuşatmaya kalkan Seyit Battal Gazi, kuleye yakın Damalis Burnu nda yedi yıl kalmış, bu arada Üsküdar tekfuru nun kızını sevmişti. Battal Gazi İam a dönünce Bizans İmparatoru bugünkü Kadıköy ve Üsküdar yakınlarındaki kaleler, ayrıca denizin üzerindeki bu kayalığa da bir kule yaptırmıştı. Üsküdar tekfuru nun kızı bu kaleye yerleştirilmişti. fakat şam dan geri dönen battal gazi, kızkulesini basarak kızı hazinesiyle birlikte kaçırdı.

Kızkulesi hakkında başka bir söylenti de Bizans İmparatoru Konstantin in kızı hakkındadır. Bir falcı imparatorun kızının yılan tarafından ısırılıp öleceğini haber vermesi üzerine imparator, kızını denizin ortasındaki kayalığa yaptırdığı bu kuleye kapatmıştı. fakat birgün kuleye bir sepet üzüm gönderilmişti. her nasılsa sepetin altına çöreklenip gizlenen bir yılan kulede sepetten çıkmış, genç kızı sokarak öldürmüştü.

İstanbul Türkler tarafından alınınca, bu Kule yıktırıldı, yerine tahtadan bir yenisi yapıldı. içeriye yerleştirilen toplar, karşı kıyıdaki Sarayburnu ile Tophane deki toplarla birlikte boğazı koruyacaktı. o sıralarda kayalığı kıyıya bağlayan duvar da yıkılmış, yok olmuştu. kulede geceleri meşale yakılır, gemilere yol gösterilirdi.

Fakat 1719 da birgün nasılsa Kule tutuştu, çıkan yangın sonucunda tamamen yandı, kül oldu. Nevşehir li Damat İbrahim Paşa da yeniden, bu sefer taştan yaptırdı. kulenin tepesine kurşun levhalarla kaplanan bir kubbe yerleştirilmişti.

Bu olaydan sonra Kızkulesi zaman zaman hapishane, bazen de hastalıktan yeni kalkan deniz subaylarının dinlenme yeri olarak kullanıldı. Padişah I.Mahmut zamanında Kızlarağası Beşir ağa, daha sonraları da 1755 te sadrazamlıktan azledilen Hekimoğlu Ali Paşa buraya hapsedilmişlerdir. 1839 yılında da Kızkulesi kısa bir müddet için karantina olarak kullanıldı.

Asya ile Avrupa nın kesiştiği noktada, dünyada eşi benzeri olmayan konumu, kendi kendine yeten 2500 yıllık tarihi ve yüzyıllardır anlatılan efsaneleriyle de ilgi odağı olan Kızkulesi; günümüzdede gündüzleri kafeterya, akşamları ise özel restaurant olarak hizmet vermektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir