Akrep ile Ahtapotun Aşkı

Uzun yıllar önce denizlerin prensesi henüz ahtapotlarken güzellerin bile imrendiği bir güzel ahtapot varmış, birde ahtapotun bile aşık olduğu yakışıklı bir akrep varmış. Ahtapot ile Akrep çok aşıklarmış birbirlerine, aşık olmalarına rağmen birbirlerinden korkuyorlarmış.  Akrep, Ahtapotun uzun kolları onu boğar diye, Ahtapot ise akrepten onu zehirli iğnesiyle sokar diye korkarmış. Bir gün ikiside dayanamayıp kollarını uzatmışlar birbirlerine, Ahtapot ben kötü ihtimalle bir kolumu veririm, nasıl olsa yerine yenisi gelir, diye aklından geçirmiş. Akrep ise; Onun için kendimi feda edebilirim, demiş kendi kendine. Birbirlerini o kadar çok seviyorlarmış ki, o kadar mutlularmış ki hayvanlar aleminde bulunan tüm hayvanlar onları kıskanır olmuş.

Zamanla akrepten sıkılmaya başlamış ahtapot, aklında açık denizler varmış hep. Oralara gidip başka hayvanlarla tanışmanın hayalini kuruyormuş. Güzelliğini bu şekilde geçirmemek için Okyanuslara doğru yüzmeye başlamış. Terk edilen akrep günlerce sahilde onun dönmesini beklemiş. Ardından çok ağlamış fakat göz pınarları olmadığı için, hep içine akmış göz yaşları. Okyanusların en güzel sularında süzülen ahtapot yeni yerler gördükçe işte gerçek mutluluk diye düşünüyormuş içinden. Akrebi çoktan unutmuş. Derken birden bir balıkçı ağına dolanmış olarak bulmuş kendisini. Kurtulmaya çalıştıkça daha çok dolanıyormuş. Onu gemiye çekmişler. Balıkçılar ahtapotun kollarını kesip geri denize atmışlar. Kesilen kollarıysa içki masalarında meze olarak kullanılmak üzere bir restorana satılacakmış.
Canı çok yanan ve ne yapacağını bilemeyen ahtapot eski aşkı akrebe dönmeye karar vermiş fakat kolları olmadığı için yüzemiyormuş artık. Terk edilen akrepse onsuz olmaktansa ölmeyi tercih etmiş ve zehirli iğnesiyle kendisini sokmuş. Diğer hayvanlardan yardım isteyen ahtapot akrebe ulaşmak üzereymiş. Akrebin yanına vardığında ise akrebi ölmek üzereyken yakalamış. Akrep son nefesini verirken, “evet işte ben bu güzellik için kendimi feda ettim” demiş içinden. Gerçek aşkının akrep olduğu anlamış ahtapot. Ama artık ne ahtapotun onu saracak kolları kalmış, ne de akrebin onu tekrar sevebilecek kalbi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir