Mücevher

Padişah bir gün vezirlerini toplamış. İçlerinden birine bir mücevher uzatarak demiş ki:

– Kır bakalım bunu!
– Nasıl kırabilirim, demiş vezir. Bu paha biçilmez bir mücevherdir.

Padişah, sonra mücevheri başka bir vezirine uzatmış:

– Kır bunu, demiş.

İkinci vezir:

– Bu mücevher, demiş, ülkenin yarısı değerindedir. Onu nasıl kırarım?

Padişah sarayda olan tüm vezirlerden aynı şeyi istemiş. Fakat mücevheri kırmaya kimsenin eli varmıyormuş. Padişah, son olarak Eyaz’a mücevheri uzatmış:

– Ey Eyaz! Söyle bakalım; bu mücevherin değeri nedir, diye sormuş.
– Bu mücevher, çok güzel ve çok parlak. Herhalde çok pahalıdır, diye fikrini söylemiş Eyaz.

Padişah bunun üzerine:

– Haydi öyle ise kır onu, demiş.

Eyaz bulduğu bir taş parçasıyla mücevheri kırmış. Mücevher paramparça olmuş. Bunu gören vezirler hep birden bağırmışlar:

– Nasıl bu kadar değerli bir mücevheri kırarsın!

Eyaz:

– Benim için padişahın sözü mücevherden daha değerli, diye cevap vermiş.

Bu sözler üzerine padişah, vezirlerine:

– Bu yalnızca sahte bir mücevherdi. Sizi denemek istemiştim, demiş ve mücevherlerin gerçeğini Eyaz’a hediye etmiş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir