Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Bunu her çocuk biliyor ama ben yine de anlatarak güzel bir hikaye okumanızı sağlamak istiyorum. Unutmayalım ki aslında kimsenin yaptığı hiç bir zaman yanına kalmayacaktır.

Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.

Bahçıvan üzerine titremeye başlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. Tek yaprak bırakmamış gülün başında… Korku içinde koşar halifeye:

– Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gülün başında… Harun Reşid, telaş etmeden cevap verir:

– Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptığı yanına kalmaz!. Okumaya devam et Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Kibir ile Geldin Tevazu ile Gidiyorsun

Kibir içindeki bir kimsenin hikayesini anlatan bu hikaye sizler için okuyup ders alabileceğiniz bir hikaye sayılabilir. Hiç durmadan okuyun ve bitirin. Kısa ve öz hikayelerden bir tanesidir.

Hindistan Sultanı Mahmut Gaznevi, Delhi de, orduları ile giderken, bacası tüten bir kulübe görür, içeriye girer, bakar ki Ebul Hasen Harkani hazretleri, kitapları ve talebeleri ile ilgilenir, Sultana ilgi göstermez. Sultan ise, bu duruma çok öfkelenir; fakat belli etmeden der ki:

– Hoca

– Ne var?

– Hocan Bayezid-i Bistami nasıl birisi idi?

Ebul Hasen Harkani hazretleri, hocasının adını duyunca der ki:

– Hocam öyle bir zat idi ki, müslüman olmayan bir kimse yüzüne baksa, iman ile şereflenirdi. Okumaya devam et Kibir ile Geldin Tevazu ile Gidiyorsun

Kızımı Kime Vereyim?

Bugünkü hikayemizde ise bir kadının kızını kime vermesi gerektiğini anlatıyor. Sizde okuyup annenize bu hikayeyi anlatabilirsiniz. Biraz uzun ama gerçekten okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Merv şehri kâdısının bir kızı vardı. Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi. Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti. Efendisi, Mübârek’ten üzüm isteyince, toplayıp geldi. Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi. O da ekşi çıktı.

Efendisi;

“Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?” demekten kendini alamadı.

Mübârek;

“Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!” diye cevap verdi.  Okumaya devam et Kızımı Kime Vereyim?

Kırk Kapının Ötesinden Gelen

Biraz uzun ama anlatmak istediği çok güzel bir hikaye sunuyorum sizlere gerçekten okumanız sizler için çok yararlı olacaktır. Sonuna kadar okuyup ne anlatmak istediğini anlayabilirseniz sizin için en güzel şeylerden bir tanesi belki de bu yazının içinde anlatılıyor.

Gelin, hiç kimsenin yaşamaktan mutlu olmayacağı bir hayata konuk olalım!.. Ne var ki o hayatlar, bizimle iç içe yaşarken kulaklarımız duymaz, gözlerimiz görmez olur bu olanları…

Bir İstanbul ki, her semtinde binlerce ev… Bir İstanbul ki, her semtinin gün ve gecelerinde milyonlarca hayat yaşar da birbirinden haberi olmaz.

Bakın, taa uzaklardan görünen bir apartman var. Her penceresinden ışıklar sızıyor. Her ışıktan süzülen bir silüet… Her silüette bir hayat… O hayatlarda yaşanan acılar, feryatlar, gözyaşları veya mutluluklar… Bu manzarayı, tüm İstanbul’a yayın. Milyonlarca ışıktan süzülen milyonlarca silüet, milyonlarca hayat… Bu perspektifi, tüm coğrafyaya yayarsanız, milyarlarca çatı altında veya çatısı olmayan dam altlarında yaşanan heyecan, hayal kırıklığı, hüzün, keder ve mutluluk nâraları atan sayısız insan manzaralarıyla karşılaşırsınız. Okumaya devam et Kırk Kapının Ötesinden Gelen

Derviş ve Misafiri

Bu yazımızda size bir dervişin misafirine karşı sunduğu hizmeti konu alan bir dini hikaye anlatacağım. Hikayenin sonunda beğenirseniz dini hikayeleri diğer kategorilere de bakabilirsiniz. Ayrıca çocuklar masallarımız ve oyunlarımızda bulunuyor site de onlara da göz atıp eğlenebilirsiniz.

Evinde ömrünü ibadetle geçiren bir derviş varmış.Günün birinde bu dervişe bir misafir gelmiş.Derviş de misafiriyle birlikte hurma yemiş.Misafir hurmayı beğenerek demiş ki; “Bu ne tatlı hurma, bizim memleketin toprağı bu çeşit hurmayı yetiştirmeye uygun değildir.Üstelik sizin memleketinizin meyvesi bol olduğundan bu hurmaya ihtiyacınız yoktur.Dolayısıyla bu zahmetten vazgeçmeniz daha doğrudur.Zahmetiniz de zaten boşa gidecektir. Bilirsiniz ki olmayacak bir işin peşinde koşmaktansa olacak bir işin peşinde koşmak gerekir. Okumaya devam et Derviş ve Misafiri