Yazarın dili kimi zaman ağırlaşsa da okuyucuyu zorlamıyor. Hatta bir süre sonra bu dilin kullanılmasına hak vermeye başlıyorsunuz. Çünkü Rumi’nin yaşadığı zamanları anlatabilmek için şimdi kullandığımız kelimeler yetersiz ve basit gelirdi diye düşünmeye başlıyorsunuz okurken.
Bir taş nehre düşmeye görsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafiften aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. Hepi topu budur olacağı.
Ama bir de göle düşsün aynı taş… Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur. (…)
Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa. (…)
Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. (…) Devamını Oku


Yepyeni ve sürükleyici bir kitapla daha karşımıza çıkan Elif Şafak, çıkartmış olduğu son kitaplarından biri olan iskender romanı sayesinde top 10 lara yükseldi. Elif Şafak, iskender adlı romani ile 2011 en çok okunanlar listesinden düşmeyeceğe benziyor. Gerçeği söylemek gerekirse biz okurlar için ve Elif Şafak için bu bir süpriz değil, daha önceki romanlarında da olduğu gibi kendini yine kanıtladı.
İki göl, iki de nehir var romanda. Mevlana ve Ella göl, Şems ve Aziz nehir… Dünyanın bir ucunda başlayıp diğer ucunda sonlanan bir hikâye Şafak’ın son kitabı “Aşk”. Sürükleyici, akıcı, merak uyandırıcı, tedirgin edici, huzur verici…