Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş

Zengin ile yoksulun bir arada olduğu bir hikaye anlatacağım sizlere öyle bir hikaye ki çok seveceksiniz ve sonunda çok başka anlamlı ve güzel şeyler anlatacaksınız. Haydi başlayın okumaya..

Hey harani harani, yedim kırk kazan borani,sesleyin söyleyeceğim yalanı. Aferin desin ağalar, dinleyin hikayeyi.. Diyin ki, bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde, kalbur saman içinde iki kardeş varmış. Bunların biri çok zengin, diğeri çok fakirmiş.

Fakir kardeş bir gün zengin kardeşine “ Aman kardeşim,bugün yiyeceğimiz yok, birkaç kuruş ver de, bugünkü işimizi görelim” demiş.

Öbürü ona “hadi git başımdan, çalış da kazan. Senin cebin ayrı, benim cebim ayrı” demiş. Zavallı yoksul kardeş “bari gidip başımın çaresine bakayım” diye yola çıkmış..
Gide gide bir ağacın dibine varmış. Yorgundur ve biraz dinlenmek ister. Biraz oturur, bir yandanda ne yapacağını düşünür. Tam o sırada uzaktan kırk tane devin tozu dumana katarak geldiklerini görür. Adam bu devleri görünce ağacın kovuğuna saklanır” şunlar nereye gidiyorlar, bir bakayım” der. Okumaya devam et Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Bunu her çocuk biliyor ama ben yine de anlatarak güzel bir hikaye okumanızı sağlamak istiyorum. Unutmayalım ki aslında kimsenin yaptığı hiç bir zaman yanına kalmayacaktır.

Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir. Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.

Bahçıvan üzerine titremeye başlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. Tek yaprak bırakmamış gülün başında… Korku içinde koşar halifeye:

– Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gülün başında… Harun Reşid, telaş etmeden cevap verir:

– Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptığı yanına kalmaz!. Okumaya devam et Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Kısmetini Beklemek

Evet sevgili küçük ve büyük dostlarım bugünkü dini hikaye ise gerçekten çok hoşunuza gidecek çünkü hikaye hem kısa hemde çok güzel bir konuyu işlemiş. Okursanız sizin için iyi bir anlam içeriyor.

Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri.

Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer. Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner. Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler. Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki:– Neye suçluyorsunuz arkadaşınızı?– Kuşluk vakti gönderdiniz ikindi üzeri döndü, bizi bu kadar bekletmeye hakkı var mı? derler.  Okumaya devam et Kısmetini Beklemek

Yoksul Kundurac Hikayesi

Grimm hikayelerini pek çok çocuk duymuştur işte sizlere o hikayelerden en ünlülerinden birisi olan yoksul kunduracıyı anlatacağım. Okumadıysanız ya da duymadıysanız sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.

Eski zamanlarda, ülkenin birinde yoksul bir kunduracı ve karısı yaşarmış Kunduracı çok yaşlandığı için artık eskisi gibi çalışamıyormuş Kazandıkları para ancak karınlarını doyurmaya yetiyormuş
Kunduracı, bir gece elinde kalan son deriyi de ertesi gün ayakkabı yapmak için hazırlayıp tezgahın üzerine koymuş Yatmaya gitmiş
Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden kalkmış
Tezgahın üzerinde bakınca çok şaşırmış Çünkü bir çift ayakkabı duruyormuş Ayakkabılar öyle güzelmiş ki, müşterilerden biri bunları görünce çok beğenmiş
Hemen satın almış Yaşlı kunduracı kazandığı paralarla iki çift ayakkabı yapabilecek kadar deri satın almış
Derileri o akşam yine ertesi gün ayakkabı yapmak üzere hazırlamış Sabahleyin kalktığında bu kez iki çift ayakkabı bulmuş Okumaya devam et Yoksul Kundurac Hikayesi

Keloğlan ile Altın Bülbül

Çok zamandır hikaye yazmadım siz küçük okurlarıma bu hikayemizde sevdiğimiz bir karakter olan keloğlan’ın pek çok sevdiğiniz ve beğenerek okuduğunuz keloğlan hikayeleri arasından güzel bir hikaye seçip sizlere Keloğlan ile Altın Bülbül hikayesini yazacağım ve sizinde büyük bir zevkle okuyacağınızdan ve sonrasında anne babanıza anlatacağından eminim.

Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellâl iken, horozlar berber iken; Bir padişah varmış. Bu padişah, her tarafı camdan bir cami yaptırmış.
Bir Cuma günü namazdan çıkarken, eli yüzü pak aksakallı bir ihtiyar görmüş. İhtiyar padişah’a demiş ki:
“Padişahım, eğer Kafdağı’nın ardındaki, “Altın Bülbül’ü getirir camiin bitişiğine koyarsan, eserin tamamlanır” demiş ve gözden kaybolmuş. Okumaya devam et Keloğlan ile Altın Bülbül

Orman Perisinin Gülleri

Merhaba, yeni ve güzel bir hikayemizle yine sizlerleyiz. Yemyeşil ağaçlarla kaplı ormanın birinde genç bir peri yaşarmış. Bu peri çiçeklerden en çok gülleri severmiş. Evinin bahçesinde renk renk güller yetiştirirmiş. Bu güller o kadar taze ve güzellermiş ki gören herkes perinin güllerine hayran kalırmış. Peri de güllerini çok sever, her sabah onları hem sular hem de onlarla konuşurmuş. Genç peri gülleriyle çok mutluymuş, ama onu üzen bir durum varmış. Peri güllerini çok sevdiği için onların solmalarına dayanamazmış. Güllerin bir süre sonra solması çok doğalmış, fakat genç peri güllerinin solmasına çok üzülüyor, güllerinin hep ilk günkü gibi taze ve diri kalmalarını istiyormuş. Kendi kendine “güllerim hep böyle güzel kalsa! O zaman hiç mutsuz olmam.” diyormuş. Bir sabah çiçeklerini yine sularken perinin dikkatini sarı renkte bir gül tomurcuğu çekmiş. Bu tomurcuk da diğer gül tomurcukları gibi pek güzelmiş. Fakat rengi diğerlerinden apayrıymış. Okumaya devam et Orman Perisinin Gülleri