Masal Okuma ve Hikaye Okuma

Masal ve hikaye okumak, çocukların zeka gelişimine ve kişilik gelişimine olumlu katkılar sağlar. Çocuklar 3-4 yaşlarında masallara ve hikayelere ilgi duymaya başlar. Bu yaş aralığında çocuklar henüz okumayı öğrenemediklerinden ebeveynlerinin desteğiyle masal dinlerler.

Ebeveynlerin çocuklara masal kitapları okuması ve o kitaplar hakkında çocukla konuşması o çocuğun masallara olan ilgisini, dinlediği metni algılama ve dikkat motivasyonunu arttırır. Çocuklar yeni kelimeler işiterek sözcük dağarcıklarını zenginleştirirler.Çocuklara kitap okumak onların yeni şeyleri öğrenme isteğini, yeni şeylere merak duygusunu arttırır, geliştirir. Masal ve hikayeler 3-4 yaşlarından itibaren çocuk ve ebeveyn arasında bir iletişim aracı olur, çocuk ve ebeveyn arasında sevgi ve güven bağı oluşturur. Çocuğun hayal dünyasına girilir ve öğretilmesi amaçlanan değerler daha kolay benimsetilir. Çocuklar masallarda kendini bulur. Hikayelerdeki kahramanlarla kendilerini özdeşleştirirler, onlarla bütünleşir ve olaylardan etkilenirler. Hikayeler ve masallar çocukların hayal gücünü zenginleştir bu sebepledir ki, çocuklara okunan masal ve hikayeler dikkatle seçilmelidir.

Ebeveynler çocuklarına masal okumak ve hikaye okumak için çocuklarına mutlaka zaman ayırmalı, onlarla anlatılan masallarla ile ilgili sohbet etmeliler. Çocuklar masallarla hem eğlenirler hem de onların gelişimine katkı sağlar. Masallarla çocukların hayal güçleri gelişir, kendi yaşamlarındaki problemleri çözmesine yardımcı olup muhakeme yeteneği, mantıksal yaklaşım, neden-sonuç ilişkisi kurma becerileri artar.

Çocuklarınıza her anlattığınız hikaye ve masal onlar için birer hatıra niteliği taşır. Yıllar sonra çocuklar bu anılarını hatırlayarak mutlu olurlar. Ebeveynler hikaye ve masallar aracılığıyla çocuklarına öğretmek istediği değerleri (iyi ile kötü, çalışkan ile tembel, sorumlu sorumsuz, mütevazi kibirli olanı) gibi değerleri çocuklarının dünyasında imgelendirerek, canlandırarak hikayeler ve masallar aracılığıyla iletirler. Hikayelerdeki kahramanlar çocukların kişilik gelişimi üzerinde etkili olur.

Masallardaki karakterler gerçeğe yakın olmalıdır. Gerçeğe yakın olmayan karakterler de pozitif, doğru senaryolarla çocuğun iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını yapmasına yardımcı olabilir. Hikayeler ve masallarla çocukların sosyal gelişimi sağlanır. Arkadaşlığı, dostluğu, sadakati yardımlaşmayı, paylaşmayı sevgiyi, empatiyi, sorumluluğun farkına masallar ve hikayeler yoluyla varır, öğrenir. Hayvan masallarıyla da hayvanlara karşı bir aşinalık oluşur, onları daha çabuk benimser.

Çocuklara her dilden masallar okumaya özen gösterin. Masallar evrenseldir, ingilizce masallar en çok okunan masallardandır çünkü dünya üzerinde ingilizce çok yaygın bir dildir.

Tüccar Çoban Masalı

Bir çoban düşünün ve çoban’dan bir tüccarlık bekleyin ne kadar ilginç dimi işte bu masalımız böyle bir ilginçliği konu alarak güzel bir masal yazmış. Gelin bu masalı keyifli şekilde sonuna kadar okuyalım.

Deniz kıyısına yakın meralarda sürüsünü otlatan bir çoban, bir gün bir kayanın üzerine oturup kendisini rüzgarın serinliğine bıraktı. Güzel bir yaz günüydü, okyanus sessiz sakin çarşaf gibi uzanıyordu. Böylece oturmuş, denizdeki yelkenlileri seyrederken;” Eğer benimde bir yelkenlim olsaydı, uzaklardaki yabancı ülkelere giderdim ve mesut olurdum” diye düşündü.

Bu arzusu o kadar dayanılmaz bir hal aldı ki, bir gün bütün sürüsünü sattı ve küçük bir gemi satın aldı. Denize açıldı. Ne yazık ki , seyahatinin ikinci gününde bir fırtına çıktı ve çoban gemisindeki bütün malı denize atmak zorunda kaldı. Fakat bu da yetmedi, dalgalar gemiyi kayalıklara sürükleyip parçaladılar. Okumaya devam et Tüccar Çoban Masalı

Rüzgaroğlu Masalı

Evet çocuklar size Türk masallarının en güzelini en muhteşemini anlatacağım yani rüzgaroğlu masalını anlatacağım hepiniz bu uzun ama zevkli masalı okuyun ki Türklerin masalının ne kadar güzel olduğunu arkadaşlarınıza heyecanlı şekilde anlatın.

Bir varmış, bir yokmuş. Çok söylemesi ayıpmış. Az söyleyip çok dinleyenlerin bilgisi artar, çok çok söyleyip az dinleyenlerin çenesi yorulurmuş…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Rüzgâroğlu adında az konuştu, çok dinler bir adam varmış. Rüzgâroğlu, evli imiş. Beş yaşında Nuryüz adında bir oğlu, 4 yaşında Gülyüz adında bir kızı varmış.

Rüzgâroğlu ailesi o kadar zengin ve mutluymuş ki, iğne ucu kadar bile eksiği yokmuş. Rüzgâroğlu ava meraklı olduğundan hemen bütün günleri ormanda av peşinde geçermiş. Ceylan gibi güzel atına biner, yay gibi hızla giden iki köpeğini yanına alır, her attığını vuran tüfeğini de omuzuna asarak sabahları ava çıkarmış. Okumaya devam et Rüzgaroğlu Masalı

Uyku Cücesi

Hey çocuklar şimdi size uyku cücesi isimli masalı anlatacağım dikkatlice okuyun çünkü bu masal çok güzel ve çok eğlenceli sonuna kadar okuyun ki sonunda sizlere bir sır vereceğim haydi başlayın okumaya.

Bir varmış bir yokmuş, Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Uykular ülkesinde, uykuların en derin yerinde bir uyku cücesi varmış. Uykular ülkesindeki evinde sabah akşam uyuklarmış. Dünya üzerindeki çocuklardan biri uyumak istemediğinde uyku cücesinin kulakları çın çın çınlar, gözleri fal taşı gibi açılır, yerinden fırlayıp o çocuğun bulunduğu eve gidermiş. Çocuğun odasına girdiğinde, elindeki değneği çocuğun gözlerine doğru uzatır, kirpiklerine bir iki kere vururmuş. Böylece uyumayan çocuk,horul horul uyurmuş. Okumaya devam et Uyku Cücesi

Çam Ağacı

Sevgili çocuklar bu yazımızda size bir çam ağacının hikayesini anlatacağım sonuna kadar okursanız ne kadar güzel bir hikaye olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca masal türü fabl olduğu için seveceğiniz kesin o yüzden bu masalı bitirince diğerlerini de teker teker okumayı unutmayın.

Ormanda pek sevimli bir çam fidanı vardı… Yeri iyiydi, güneş alıyordu. Hava boldu, çevresinde de birçok büyük arkadaşı, çam ve ladin ağaçları vardı. Ama küçük çam fidanının tek derdi bir an önce büyümekti. Sıcacık güneşi, tertemiz havayı hiç düşünmüyor, ormana çilek ve ahududu toplamaya gelip oralarda çene çalan köylü çocuklarıyla hiç ilgilenmiyordu. Çocuklar bir tencereye doldurdukları veya bir çubuğa dizdikleri çileklerle çıkagelirlerdi çoğu kez. Sonra küçük ağacın yanına otururlar, “Ne kadar şirin bir ağaç bu!” derlerdi. Oysa bu sözler, bizim ağacın hiç hoşuna gitmezdi.
Ertesi yıl birden büyüdü küçük ağaç, sonraki yıl ise biraz daha uzadı; bir çam ağacının kaç yaşında olduğu, gövdesinde uzayan sürgünler sayılınca, tam olarak anlaşılabilir. Okumaya devam et Çam Ağacı